KORONAVİRÜS'ÜN İCRA TAKİPLERİNE ETKİSİ

  • 09 Apr

    KORONAVİRÜS'ÜN İCRA TAKİPLERİNE ETKİSİ

    COVID-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını önlemek amacıyla alınan tedbirler kapsamında; bu Kararın yürürlüğe girdiği tarihten 30/4/2020 tarihine kadar, nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere, yurt genelinde yürütülmekte olan tüm icra ve iflas takiplerinin durdurulmasına ve bu çerçevede taraf ve takip işlemlerinin yapılmamasına, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınmamasına ve ihtiyati haciz kararlarının icra ve infaz edilmemesine karar verilmiştir." Denilmiştir.

    İlgili maddenin amacı, borçluya ya da alacalıya zarar vermek değil, tarafların elinde olmadan gelişmiş olan bir salgın durumunda tarafların mümkün olan en az şekilde etkilenmesini sağlamak, zarar görmelerinin önüne geçmek, bu arada hukukî güvenlik ve istikrarı korumaktır.

    Yukarıda belirtilen Cumhurbaşkanlığı Kararından sonra, yargılama ve icra takipleri hakkında, özellikle sürelere ilişkin geçici bir düzenleme yapılmıştır, 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca, süreler belirli bir zaman dilimine kadar durdurulmuş veya uzatılmıştır. Bazı hususlar ise kapsam dışında bırakılmıştır.

    GEÇİCİ MADDE 1- (1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;

    a)     Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, 30/04/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durdurulmasına

    b)     2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim ve icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; (nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere) tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, 30/04/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durdurulmasına karar verilmiştir.

    Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’ de yayımlanır.

    A.   DÜZENLEMENİN KAPSAMI

    2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 330. Maddesi, sadece icra takipleri için düzenlenmiş olmasına karşın 7226 sayılı kanunla birçok müessese daha düzenleme alanı bulmuştur. Şöyle ki;

    -       Tüm icra ve iflâs takipleri”nin duracağı belirtilerek iflâs takipleri de eklenmiştir.

    -       Taraf ve takip işlemlerinin yapılmaması metne dahil edilmiştir.

    -       Yeni icra takibi alınmayacağı düzenlenmiştir.

    -       “İhtiyati haciz kararları” bakımından ihtiyati haciz talep edilebilmesine ve karar verilmesine engel yokturancak bu kararların icra ve infaz edilmemesi kararlaştırılmıştır.

     

    -       Ayrıca nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri kapsam dışında bırakılmıştır. Yani nafaka alacakları için takip ve icra işlemleri devam edecektir.

    Bu düzenleme sadece özel hukuk kaynaklı ve Devlet alacağı olsa bile 2004 sayılı İcra İflas Kanunu kaynaklı alacakları kapsamakla birlikte devletin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile yapacağı takipleri kapsamamaktadır. Bu noktada devletinde aynı şekilde alacaklarının takip ve tahsilini durdurması gerekmektedir. Covid-19 gibi zorlu bir dönemde kamu alacaklarının tarafların birbirlerinden olan alacakları için işletilen usulün dışında bir düzenlemeye tabi tutulması hakkaniyete aykırıdır, haklar arası eşitliğin zedelenmesi söz konusudur.

    B.    TAKİPLERİN DURMASINA GETİRİLEN İSTİNALAR

     

    1.     NAFAKA ALACAKLARININ DURUMU

    Türk Medeni Kanunu’nda öngörülen koşulların oluşması halinde nafaka yükümlüsü olarak belirlenen kişi ya da kişilerce ödenmesi gereken, yine kanun tarafından belirtilen kişilerin yaşamlarına devam edebilmeleri ve en azından asgari ihtiyaçlarını temin edebilmeleri için miktarı ve koşulları hâkim tarafından belirlenen parasal katkıya ‘nafaka’ denir. Geçimini temin edemeyen kişilere yardım edilmesi, Aile Hukuku’nda belirli derecedeki yakınlar için hukuksal, geri kalanlar için ahlaki bir sorumluluktur.

    Anlatılanlar ışığında da değerlendirildiğinde nafaka bir kimsenin geçimini temin için yapılan nakdi veya ayni yardımı ifade eder. Nafaka alacaklısı kimse genel olarak yoksulluğa düşmesi ihtimali bulunan kimsedir. Kimi insanlar için alınan nafaka belki çocukları için sahip olduğu tek gelir belki kişinin kendi hayatını devam ettirmesi için tek geliri ifade edebilir.

    Bu noktada değerlendirince nafakanın önemi ortadadır. Yaşanan bu zor salgın dönemi içerisinde yargıda hak kaybı olmadan birçok işi, işlemi erteleyebilmiş olsak dahi bu denli önemli olan nafaka ödemelerinin ertelenmesi düşünülemez. Bunları göz önünde tutan kanun koyucu da isabetli olarak nafakaya ilişkin icra takip işlemleri hariç olmak üzere bir düzenlemeye gitmiştir.

    Nafaka alacaklısı icra ve iflas takiplerinde hacze iştirak konusunda işlerlik kazanan imtiyazlı iştirakçiler içerisinde yer alır. Bazı kimseler takip hukukunda başkalarının koydurduğu hacze kendileri takip başlatmadan iştirak edebilirler. Borçlunun ilama dayanan nafaka alacaklısı başkasının koydurduğu hacze bazı prosedürlere gerek olmaksızın doğrudan iştirak hakkına sahiptir.

    Hacze iştirak eden alacaklıların alacağı karşılanamıyorsa icra dairesi bir sıra cetveli düzenler, sıra cetvelinde hacze iştirak eden alacaklılar gösterilir.  İcra İflas Kanunun 206. Maddesinde de iflasın açılmasından önceki son bir yıl içerisinde tahakkuk etmiş olan ve nakden ifası gereken aile hukukundan doğan her türlü nafaka alacakları imtiyazlı alacak sayılmıştır.

    Alacaklının ilamlı icra takibi yapabilmesi için kural olarak hükmün kesinleşmesi gerekli değildir. Kararın kanun yoluna götürülmüş olması kural olarak ilamın icrasını durduramaz. Bazı istisnai durumlarda ise ilamlar kesinleşmedikçe icraya konulamaz. Aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamların icraya konulabilmesi için kesinleşmesi gerekmektedir. Ancak aile hukukuna ilişkin olmasına rağmen istisnai olarak nafaka hükümlerinin icrası için kesinleşmesinin beklenmesine gerek yoktur.

    Kanun koyucu borçlunun bazı mal ve haklarının hiç haczedilemeyeceğini, bazılarının ise kısmen haczedilemeyeceğini düzenlemiştir. İcra İflas Kanunu madde 83 de tahdidi olarak sayılan bir kısmı haczedilemeyen haklar arasında ilama bağlı olmayan nafaka alacağı da mevcuttur. Bunun yanı sıra ilama bağlı olan nafaka alacaklarının tamamı haczedilemez. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortaları Kanunu kapsamında bağlanan gelir ve aylıklar ile yardımlar, nafaka borçları hariç, haczedilemez. Burada da haczedilemez olarak korunan bir gelire rağmen nafaka alacağının takibinin mümkün olduğu düzenlenmektedir.

    Nitekim nafaka alacağı hukuk düzeni içerisinde birçok alanda ayrık olarak ifade edilmiştir. Bu ayrık etki kendisini takip hukukunda da göstermektedir. Nafakanın müşterek çocukların bakımı konusunda velayet kendisine bırakılmayan eşin diğer eşe maddi yardımını ifade ettiği düşünüldüğünde eşlere çocukların bakımı konusunda ortak sorumluluk yüklendiği ortadadır. COVİD-19 salgınının sebep olduğu sağlık problemlerinin üzerine velayet kendisine verilen eşin bir de ekonomik zorlukla karşı karşıya kalmasının daha büyük bir kargaşaya yol açacağı aşikârdır.

    Kanun koyucu yukarıdaki açıklamalarımızda da görüleceği üzere yargıda süreye dayalı meydana gelmesi muhtemel hak kayıplarını engellemeye çalışırken aynı titizlikle nafaka alacaklısını da korumaya çalışmaktadır.  Nafaka alacağını talep ve takip edemediği takdirde kişilerin yoksulluğa düşecek olmaları ihtimali bu düzenlemenin ortaya çıkmasındaki temel amaçlar arasındadır. Özellikle kişinin geçimi ve hayatını sürdürmesi için önemli olan nafaka alacaklarının istisna tutulması doğrudur. 

     

     

    Covid-19 dolayısıyla takipler ve işlemler durdurulmuşken nafakaya ilişkin takiplerin devam ediyor olması bir takım sorunları beraberinde getirebilir. Nafaka takipleri durmayacağından, satış istemekte mümkün olacaktır. Bu noktada satış talep edilen malda başka alacaklıların talep etmiş olduğu hacizler olması durumunda sıra cetveli düzenlenecektir. Cetvelin kesinleşmesini önlemek adına itiraz ve şikâyet süreleri mevcuttur, bu durumda nafaka alacaklıları da alacaklarına hemen kavuşamayacaklardır. Bu noktada çözüm olarak Nafaka alacaklıları için şartları mevcut ise geçici bir dağıtım yapılması mümkündür. İİK md 138 de bu durum şöyle ifade edilmiştir; hacizli mallar tamamıyla satıldıktan sonra bedelleri ilgililere hisseleri oranında paylaştırılır ve bir kısmı satıldığında gerekirse hisseleri ilgililere avans olarak dağıtılır.

    Bu olağandışı salgın durumu için yapılan düzenlemeler yanı sıra olağan zaman içerisinde de nafaka alacaklısının ne denli korunduğu gözler önündedir. Özellikle kimi insanların hayatlarını idame ettirdikleri gelirlerinin bu zorlu ekonomik süreçte de korunması oldukça doğrudur.

    Öte yandan bu süreçte nafaka yükümlüsünün de aynı pandemi sürecinden sağlık tedirginliklerinden ve aynı ekonomik buhrandan geçtiğini birçok işyerinin çalışamaz hale geldiğini unutmayarak yapılan olumlu düzenlemeyi suiistimal etmeden hareket etmek doğru olacaktır.

    Nafaka borçlusu Covid-19 ve diğer sebeplerden dolayı ödeme zorluğu içine düşer de nafaka borcunu ödeyemezse tazyik hapsi uygulamasıyla karşı karşıya kalacaktır. Nafaka alacaklısı şikâyet hakkını kullanırsa nafaka borçlusunun da başvurabileceği yolla vardır. Nafakanın ödenememe gerekçesi olan Covid-19 salgını ve buna bağlı olarak ekonomik zorluk, mücbir sebep olarak ileri sürülebilir. Bu durumda İcra Ceza Mahkemesi’nde, ödemenin bu nedenle yapılamadığı Mahkemece geçerli bir mazeret olarak kabul edilirse tazyik hapsi uygulanmayabilecektir. Nafakanın ödenmemesi nedeniyle, nafakanın azaltılması veya kaldırılması davası açılabilir. Bu davada, geçici olarak nafaka yükümlülüğünün durdurulmasına karar verilebilir. Ayrıca nafakanın kaldırılması davası sonuçlanıncaya kadar, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu M. 344/2 uyarınca, tazyik hapsi yönünden bekletici mesele yapılacaktır.

    2.     SATIŞ GÜNÜ VE SATIŞ İLANLARININ DURUMU

    İcra ve iflas daireleri tarafından mal veya haklara ilişkin olarak ilan edilmiş olan satış gününün durma süresi içinde kalması halinde, bu mal veya haklar için durma süresinden sonra yeni bir talep aranmaksızın icra ve iflas dairelerince satış günü verilir. Bu durumda satış ilanı sadece elektronik ortamda yapılır ve ilan için ücret alınmaz.

    Bu hüküm, icra takiplerinin durmasının doğal sonucu olarak, bu süre içirişinde satış işlemlerinin yapılamayacağını, sürenin sonunda, yeni satış tarihinin icra veya iflâs dairesi tarafından re’sen belirleneceğini ve bu satış tarihinin ilânının ise sadece elektronik ortamda yapılacağını düzenlemektedir

    3.     İCRA DAİRESİ TARAFINDAN TAHSİLAT YAPILMASI

    Takiplerin durmasının istisnalarından biri de, durma süresi içinde tarafların rızaları dahilinde yaptıkları ödemelerin kabul edilmesidir. Taraflara karşı satış işlemi yapılamayacak, ancak borçlunun yaptığı veya borçlu adına yapılan ödemeler kabul edilecektir.

    4.     KONKORDATA İŞLEMLERİNİN DURUMU

    7226 sayılı Kanunda konkordato ile ilgili olarak Konkordato mühletinin alacaklı ve borçlu bakımından sonuçları, durma süresince devam eder şeklinde bir düzenleme yapılmıştır. Yalnızca  konkordato mühletinin alacaklı ve borçlu bakımından sonuçlarının bu süreçte de devam edeceği belirtilmiş, konkordata sürecine ilişkin genel bir düzenleme yapılmamıştır.

                      Av. Muhammet Fatih SÖNMEZ & Av. Merve Nur İN

    Sayfamızı Paylaşın