6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi

  • 09 Apr

    6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi

    Günümüzde en büyük hukuki ve toplumsal sorunlardan bir tanesi aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddettir. Aile içi ve kadına yönelik şiddeti önlemek adına geçmişten günümüze birçok düzenleme yapılmıştır. Anayasa ve uluslararası sözleşmelere göre insanların yaşam hakkı ile ruh ve vücut bütünlüğünün sağlanması, aile hayatının korunması, kadın ve erkek eşitliğinin sağlanması, sosyal devletin temel amaç ve görevlerindendir. Bu açıdan can güvenliği bulunmadığını, şiddet gördüğünü belirten kişiye devlet “bu aile meselesidir” diyerek kayıtsız kalamayacağından, şiddetle mücadele edilmesi gerektiği tartışmasızdır. Bu noktada ülkemizde öncelikle 17 Ocak 1998 tarihinde 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun yürürlüğe girmiştir. Ancak zaman içerisinde bu kanun yetersiz kalmış ve yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun‘un getirdiği yeni düzenlemelerde şiddete yönelik koruyucu ve önleyici tedbirler belirtilmiştir. Bu tedbirler başta kadınlar olmak üzere, çocukları, aile bireylerini ve ısrarlı takip mağdurlarını korumaktadır.

    1.     KANUNUN AMACI VE KAPSAMI

    Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir(md-1).

    Yukarıda ifade edildiği üzere kanun kapsamında kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve bir de ısrarlı takip mağdurları bulunmaktadır. Diğer ifadeler açık olduğu üzere ısrarlı takip mağdurlarına değinmekte fayda görmekteyiz. Israrlı takip mağduru ifadesi iş bu kanunda yahut diğer mevzuatlarda da tanımlanmamak ile birlikte uluslararası literatürde mevcut olan bir ifadedir. Hükme göre ısrarlı takip, başka bir kişiye yönelik olarak gerçekleştirilen ve bu kişinin kendisini güvende hissetmesini önleyecek şekilde korkutacak, kasıtlı bir biçimde tekrarlanan tehditkâr davranışlar olarak belirtilmiştir. Kanun’un aile içi şiddet ve şiddet tanımlarına bakıldığında, ısrarlı takip, mağdur olan kimsede fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar doğuran veya mağdurun acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel davranışları ifade eder.

    Tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişinin cinsiyeti veya takibin kimin tarafından yapıldığı da korumadan yararlanma açısından önemli değildir. Takip mağduru, erkek, kadın veya çocuk olabileceği gibi bu kişiye ısrarlı takipte bulunan kişi de erkek, kadın veya çocuk olabilir.

     6284 sayılı kanunu diğer kanunlardan ayıran en önemli değişikliklerden bir tanesi de sadece meydana gelmiş şiddeti değil, şiddetin muhtemel olduğu hallerde de uygulanmasının mümkün olmasıdır.

    2.     6284 SAYILI KANUN KAPSAMINDA ŞİDDETİN TANIMI VE ŞİDDETE UĞRAYAN BİREYLER

    6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkındaki Kanun” şiddet konusunda farklı ayrımlara gitmiştir. Buna göre;

    -        Ev içi şiddet: Şiddet mağduru ve şiddet uygulayanla aynı haneyi paylaşmasa da aile veya hanede ya da aile mensubu sayılan diğer kişiler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddeti,

    -        Kadına yönelik şiddet: Kadınlara, yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya kadınları etkileyen cinsiyete dayalı bir ayrımcılık ile kadının insan hakları ihlaline yol açan ve bu kanunda şiddet olarak tanımlanan her türlü tutum ve davranışı,

    -        Genel anlamıyla şiddet: kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranış olarak tanımlanmıştır.

    Kanun kapsamındaki şiddet mağduru bireyler ise aşağıdaki gibi tanımlanmıştır.

    1.     Aynı haneyi paylaşmasa da hane ya da aile mensubu sayılan kişiler: Genel anlamıyla, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre evli olan, resmi evlilik olmadan birlikte yaşayan, boşanmış eşler, çocuklar ve diğer aile bireyleri,

    2. Medeni hali ne olursa olsun, sadece kadın olması sebebiyle şiddete uğrayan kadınlar,

    3. Yasada şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışlara doğrudan ya da dolaylı olarak maruz kalan veya kalma tehlikesi bulunan kişiler ve şiddetten etkilenen veya etkilenme tehlikesi bulunan kişiler.

    3.     KANUNUN ÖNGÖRDÜĞÜ TEDBİRLER

    Kanunda öngörülen tedbirler, koruyucu ve önleyici tedbirler olmak üzere ayrı ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Düzenlemelerin kaleme alınış biçimine bakıldığında, koruyucu tedbirlerin, kanun kapsamında korumadan yararlanan kimselerle ilgili olduğu görülmektedir. Önleyici tedbirler ise; şiddet uygulayan veya uygulama ihtimali bulunan kişilerle ilgili birtakım düzenlemeler içermektedir. 6284 sayılı kanuna baktığımızda düzenlemiş olan koruyucu tedbirlerin 4320 sayılı kanunda mevcut olmadığını görmekteyiz. Düzenlenmiş olan bu koruyucu ve önleyici tedbirler birer geçici hukuki koruma niteliği taşımaktadır.

     

    Kanunda tedbirler koruyucu ve önleyici tedbirler olarak düzenlenmiştir. Düzenlemelerin içeriğine bakıldığında, sanki koruyucu tedbirlerin, henüz şiddet eyleminin meydana gelmediği aşamada alınabilecek tedbirler olduğu, önleyici tedbirlerin ise etkisi devam eden şiddet eylemine karşı alınabilecek tedbirler olduğu izlenimi uyanmaktadır. Ancak bu şekilde yapılacak bir ayırım yanıltıcı olabilir.

    Kanunun 8. Maddesinde de anıldığı üzere; geçici hukuki koruma niteliğinde olan tedbir kararları adı üstünde geçici nitelikte yani kısa sürelidir. Hâkim, mülk amir yahut kolluk amiri tarafından uygun görülen sürede geçerlidir. Tedbir kararına uymayan kimse için kanunun 13. Maddesinde zorlama hapsi öngörülmüştür.

    4.1. Koruyucu Tedbirler

    • Hâkim Tarafından Verilebilecek Koruyucu Tedbirler

    Hâkim tarafından verilebilecek koruyucu tedbirler kanun metninde tadadi olarak sayılmıştır. Kanunda da ifade edildiği üzere, hâkim, somut olayın özelliğine göre sayılan tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun göreceği benzer tedbirlere hükmedebilecektir. Buna göre hâkim, kendisine tanınan takdir yetkisi sayesinde, şiddet mağdurunun korunması amacı doğrultusunda ve somut olayın özelliklerine göre, tedbir kararının çeşidini ve niteliğini serbestçe belirleyebilecektir.

    Kanun’da hâkim tarafından verilebileceği öngörülen koruyucu tedbirler;

           - işyerinin değiştirilmesi,

           -kişinin evli olması halinde müşterek yerleşim yerinden ayrı bir yerleşim yerinin belirlenmesi,

           - 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunundaki şartların varlığı hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması,

          - Korunan kişi bakımından hayatî tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması hâlinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi şeklinde sıralanmıştır.

    • Mülki Amir Tarafından Verilecek Koruyucu Tedbirler

    Mülki amir tarafından verilebilecek koruyucu tedbirler kanun metninde tadadi olarak sayılmıştır. Kanunda da ifade edildiği üzere, mülki amir, somut olayın özelliğine göre Kanun’da sayılan tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun göreceği benzer tedbirlere hükmedebilecektir. Buna göre mülki amir, kendisine tanınan takdir yetkisi sayesinde, şiddet mağdurunun korunması amacı doğrultusunda ve somut olayın özelliklerine göre, tedbir kararının çeşidini ve niteliğini serbestçe belirleyebilecektir.

    Kanun’da mülki amir tarafından verilebileceği öngörülen koruyucu tedbirler;

    -         Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması,

    -         Diğer kanunlar kapsamında yapılacak yardımlar saklı kalmak üzere, geçici maddi yardım yapılması,

    -        Psikolojik, meslekî, hukukî ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi,

    -        Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması,

    -        Gerekli olması hâlinde, korunan kişinin çocukları varsa çalışma yaşamına katılımını desteklemek üzere dört ay, kişinin çalışması hâlinde ise iki aylık süre ile sınırlı olmak kaydıyla, on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısını geçmemek ve belgelendirilmek kaydıyla Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak suretiyle kreş imkânının sağlanması şeklinde sıralanmıştır.

    • Kolluk Amiri Tarafından Verilecek Koruyucu Tedbirler

     

     

     

    Kanundaki düzenleme gereğince, Kolluk Amiri, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde şiddete uğrayan veya uğraması muhtemel kişiler ve beraberindeki çocuklar hakkında uygun barınma yeri sağlanması ve geçici koruma altına alınması koruyucu tedbirlerine karar verebilir.  Görüldüğü üzere, bu yetki, kolluk amirine tahdidi ve istisnai şekilde tanınmış olduğu için, kolluk amirinin somut olay durum ve şartlarına göre farklı tedbirler alabilmesi mümkün değildir.

    Kolluk amirine yetki veren bu düzenlemenin amacı; şiddet olayları sırasında her zaman tedbir kararı almak için hâkimden veya mülki amirden karar alabilmek için başvuruda bulunmak ve bu konuda kararı beklemek mümkün olmayabiliyor. Sürecin uzun olması bazen telafisi güç veya imkansız sonuçlar doğurabiliyor. Bu durumun yaratabileceği sorunları önlemek adına ivedi durumlarda ilgili kolluğun yetkilendirilmesi söz konusudur. Günlük hayat içerisinde dahi şiddete maruz kalan bir birey ilk önce ya bir karakola başvurur ya da 155 numaralı hattı arayarak kolluktan yardım ister. Tüm bunlar göz önünde tutulunca kanımızca kolluk amirine verilen bu sınırlı yetki yerindedir.

    4.2. Önleyici Tedbirler

    • Hâkim Tarafından Verilebilecek Önleyici Tedbirler

    Kanun’da şiddetin önlenmesi amacıyla şiddet uygulayan veya uygulaması muhtemel kimse hakkında hâkim tarafından verilebilecek önleyici tedbir kararları tadadi şekilde sayılmıştır. Hâkim, şiddet olgusu içeren somut olayın özelliğine göre Kanun’da sayılan tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun göreceği benzer önleyici tedbirlere hükmedebilecektir.

    Kanun’da hakim tarafından verilebileceği öngörülen önleyici tedbirler;

    - Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması,

                  - Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi,

    -  Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması,

    -  Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması,

     - Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması,

    -  Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi,

     -  Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi,

    -  Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi,

    -  Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi,

    - Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması,

    -   Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması,

    -  5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nda yer alan; çocuğun danışmanlık, eğitim, bakım ve barınma konularındaki koruyucu ve destekleyici tedbirlerin alınması,

    -   Velayet, kayyımlık, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında karar verilmesi,

    - Medeni Kanun gereğince nafakaya hükmedilmemiş olmak şartıyla tedbir nafakasına hükmedilmesi şeklinde sıralanmıştır.

    • Kolluk Amiri Tarafından Verilebilecek Önleyici Tedbirler

    Kolluk amiri, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde şiddet uygulayan veya uygulama ihtimali bulunan kişiler hakkında şiddet mağduruna karşı belirli söz ve davranışlarda bulunmaması konusunda uyarılması, müşterek konuttan veya bulunduğu yerden uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsisi, korunan kişilere ve bulundukları yerlere yaklaşmaması ve korunan kişinin yakınlarına, tanıklarına ve çocuklarına yaklaşmaması önleyici tedbir türlerine karar verebilecektir.

    Önleyici tedbirlerde de koruyucu tedbirlerde olduğu gibi kolluk amirine verilen yetki tahdidi ve sınırlandırılmış bir yetkidir. Kolluk amiri kanunda yazanlar dışına çıkarak yahut benzer nitelikte önleyici tedbir alma yetkisine sahip değildir.

    Kolluk amirine yetki veren bu düzenlemenin amacı; şiddet olayları sırasında her zaman tedbir kararı almak için hâkimden veya mülki amirden karar alabilmek için başvuruda bulunmak ve bu konuda kararı beklemek mümkün olmayabiliyor. Sürecin uzun olması bazen telafisi güç veya imkânsız sonuçlar doğurabiliyor. Bu durumun yaratabileceği sorunları önlemek adına ivedi durumlarda ilgili kolluğun yetkilendirilmesi söz konusudur. Günlük hayat içerisinde dahi şiddete maruz kalan bir birey ilk önce ya bir karakola başvurur ya da 155 numaralı hattı arayarak kolluktan yardım ister. Tüm bunlar göz önünde tutulunca kanımızca kolluk amirine verilen bu sınırlı yetki yerindedir.

    4.     NAFAKA TEDBİRİ

    Şiddet uygulayan, aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan veya katkıda bulunan kişi ise hâkim bu konuda şiddet mağdurunun yaşam düzeyini göz önünde bulundurarak daha önce 4721 sayılı TMK’nın hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması şartıyla talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedebilir. Şiddet uygulayan aile bireyleri için öngörülen bu önleyici tedbirde, nafakanın miktarı, tedbir süresince şiddet mağdurunun yaşam düzeyine göre ihtiyaçlarını karşılayabilecek miktarda olmalıdır. Kanun hükümlerine göre nafakaya karar verilmesi hâlinde, kararın bir örneği, resen nafaka alacaklısının veya borçlusunun yerleşim yeri icra müdürlüğüne gönderilir. Nafaka ödemekle yükümlü kılınan kişinin Sosyal Güvenlik Kurumu ile bağlantısı olması durumunda, korunan kişinin başvurusu aranmaksızın nafaka, ilgilinin aylık, maaş ya da ücretinden icra müdürlüğü tarafından tahsil edilir. İcra müdürlüklerinin nafakanın tahsili işlemlerine ilişkin posta giderleri Cumhuriyet başsavcılığının suçüstü ödeneğinden karşılanır.

    5.     TEDBİR KARARININ VERİLMESİ

    Kanunun 6. Maddesinde de düzenlendiği üzere tedbir kararı ilgilinin talebi, Bakanlık veya kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verilir. Tedbir kararları en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden talep edilebilir. Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Ancak şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam edeceğinin anlaşıldığı hâllerde, resen, korunan kişinin ya da Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine tedbirlerin süresinin veya şeklinin değiştirilmesine, bu tedbirlerin kaldırılmasına veya aynen devam etmesine karar verilebilir. Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir. Bu kararın verilmesi, bu Kanunun amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecek şekilde geciktirilemez. Tedbir kararı tedbire başvurulmasına neden olan kişiye tebliğ edilir. Uygulanan tedbir kararına aykırılı davranması hâlinde şiddet uygulayan hakkında zorlama hapsinin uygulanacağı ihtarı yapılır. Gerekli görülmesi hâlinde, tedbir kararı ile birlikte talep üzerine veya resen, korunan kişi ve diğer aile bireylerinin kimlik ve adres bilgileri ya da korumanın etkinliği bakımından önem taşıyan diğer bilgileri, tüm resmi kayıtlarda gizli tutulur. Süreç içerisinde devam eden bir boşanma davası var ise koruma kararı boşanma davasına bakan aile mahkemesinden istenmelidir.

    6.     TEDBİR KARARINA İTİRAZ

    6284 Sayılı Kanun’a göre verilen tedbir kararları itiraz kanun yoluna tabidir. Mülki amir ve kolluk amiri tarafından verilen tedbir kararlarına karşı ilgililer tarafından tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içinde aile mahkemesi hâkimine itiraz edilebilir. İlgililer, hakkında önleyici tedbir kararı verilen şiddet uygulayan ve lehine koruyucu tedbir kararı verilen şiddet mağduru olan kimselerdir. Aynı zamanda kanunun 20. Maddesi uyarınca bakanlıkta bu karara itiraz edebilecek ilgililerden sayılmaktadır.

    Aile mahkemesi hâkimi tarafından doğrudan verilen tedbir kararına veya tedbir kararına aykırılık dolayısıyla verilen zorlama hapsi kararına karşı da iki haftalık süre içinde itiraz edilebilir.  İtirazın incelenme usulü 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği madde 34’te ele alınmıştır. Anılan kanun hükmüne göre; itiraz üzerine dosya, o yerde aile mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde aile mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliye hukuk mahkemesine, aile mahkemesi hâkimi ile asliye hukuk mahkemesi hâkiminin aynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye hukuk mahkemesine gecikmeksizin gönderilir. Tedbir kararlarına karşı yapılan itirazı inceleyecek merci, itiraz talebinin kabulüne veya reddine, verilen tedbir kararının kaldırılmasına, uygun görülecek başka bir tedbirle değiştirilmesine veya aynen devamına karar verebilir. Hâkimin gerekli görmesi halinde itiraz incelenirken ilgililerde dinlenir. Karar bir hafta içinde verilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.

    7.     TEDBİR KARARI VE UYGULANMASI

    Bu Kanun hükümlerine göre alınan tedbir kararları, Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlükleri ile verilen kararın niteliğine göre Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa en seri vasıtalarla bildirilir. Korunan kişinin geçici koruma altına alınmasına ilişkin koruyucu tedbir kararı ile şiddet uygulayan hakkında verilen önleyici tedbir kararlarının yerine getirilmesinden, hakkında koruyucu veya önleyici tedbir kararı verilen kişilerin yerleşim yeri veya bulunduğu ya da tedbirin uygulanacağı yer kolluk birimi görevli ve yetkilidir. Tedbir kararının, kolluk amirince verilip uygulandığı veya korunan kişinin kollukta bulunduğu hâllerde, kolluk birimleri tarafından kişi, Bakanlığın ilgili il veya ilçe müdürlüklerine ivedilikle ulaştırılır; bunun mümkün olmaması hâlinde giderleri Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak üzere kendisine ve beraberindekilere geçici olarak barınma imkânı sağlanır. Tedbir kararının ilgililere tefhim veya tebliğ edilmemesi, kararın uygulanmasına engel teşkil etmez. Hakkında barınma yeri sağlanmasına karar verilen kişiler, Bakanlığa ait veya Bakanlığın gözetim ve denetimi altında bulunan yerlere yerleştirilir. Barınma yerlerinin yetersiz kaldığı hâllerde korunan kişiler; mülkî amirin, acele hâllerde kolluğun veya Bakanlığın talebi üzerine kamu kurum ve kuruluşlarına ait sosyal tesis, yurt veya benzeri yerlerde geçici olarak barındırılabilir.

    8.     TEDBİR KARARLARINA AYKIRILIK VE YAPTIRIMLARI

    Bu kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilmiş şiddet uygulayan kişi, bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur. Şiddet uygulayanın verilen tedbirin gereklerine aykırı davrandığı şiddet mağdurunun ihbarı veya kolluğun tespiti halinde, tutulan tutanak Cumhuriyet başsavcılığına iletilir. Bu tutanak Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ivedilikle aile mahkemesine gönderilir. Tedbir kararlarının ihlal edildiğinin aile mahkemesince tespit edilmesi halinde ise başka bir işleme gerek kalmaksızın resen zorlama hapsine ilişkin karar verilebilir. Duruşma yapılmaksızın incelenir, ancak hâkimin gerek görmesi halinde ilgililer dinlenir. Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi on beş günden otuz güne kadardır. Ancak zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez.

    Uygulama yönetmeliğinin 38. Maddesinde de belirtildiği üzere zorlama hapsine karar verilebilmesi için şiddet uygulayana, tedbir kararına aykırı davranması halinde hakkında zorlama hapsi uygulanacağına dair ihtarın da yer aldığı tedbir kararının tefhim veya tebliğ edilmiş olması gerekir.

    9.     ŞİDDET ÖNLEME VE İZLEME MERKEZLERİNİN KURULMASI

    Bakanlık, gerekli uzman personelin görev yaptığı ve tercihen kadın personelin istihdam edildiği, şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, çalışmalarını yedi gün yirmi dört saat esasına göre yürüten şiddet önleme ve izleme merkezlerini kurar. Kurulan merkezlerde şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik izleme çalışmaları yapılır ve destek hizmetleri verilir.

    SONUÇ

    6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, aile yaşamı içerisinde bireylere ve aile yaşamı dışında kadınlara ve çocuklara karşı uygulanan şiddetin önlenmesi ve şiddet mağdurlarının korunması konularında önemli yenilik ve değişiklikler getirmiştir. Kanun’un öngördüğü tedbirlerden faydalanacak kişilerin kapsamı genişletilmeye çalışılmıştır. Bir insan hakkı ihlali olan şiddetin önlenmesi düşüncesiyle yürürlüğe konulan 6284 sayılı Kanun’da, özellikle tedbir kararlarının verilmesi, uygulanması ve aykırılık halinde yaptırım uygulanması gibi konularda belirsizlik ve eksiklikler halen mevcuttur. Şiddet sadece kadına, çocuğa yönelik yahut aile içi bir problem değildir. Şiddet sokakta, trafikte, evde, okulda, yurtta, kışlada ve daha nice yerlerde mevcut olan bir problemdir. İyi tahlil edilmesi ve önlenmesi gereken bir problemdir. Hiçbir kadının, çocuğun, aile bireyinin şiddetle karşı karşıya kalıp susması yahut susturulması düşünülemez. Bu kanunda yer alan yenilik ve değişikliklerle toplumsal bir problem onan şiddetin, temel insan haklarına dayalı, sosyal devlet ilkesine uygun adil, etkili ve hızlı yöntemler kullanılmak suretiyle önlenmesi amaçlanmıştır.

    Av. Muhammet Fatih SÖNMEZ & Av. Merve Nur İN

    Sayfamızı Paylaşın